İCRA VE İFLAS HUKUKU
İcra ve İflas Hukuku, borçlunun borcunu rızasıyla yerine getirmediği durumlarda, alacaklının talebi üzerine devlet gücü kullanılarak borcun tahsil edilmesini sağlayan bir usul hukukudur. Takip hukuku olarak da adlandırılan bu alan, mülkiyet hakkının korunması ve ekonomik istikrarın sürdürülmesi açısından sistemin işleyişini garanti altına alır.
İcra süreci genellikle bir “ödeme emri” ile başlar. Alacaklının elinde bir mahkeme ilamı varsa ilamlı icra, yoksa ilamsız icra takibi yoluna başvurulur. İlamsız takiplerde borçlunun yedi gün içinde itiraz etme hakkı vardır; bu itiraz takibi durdurur. Alacaklı, duran takibi devam ettirebilmek için itirazın iptali veya kaldırılması davası açmak zorundadır. Takibin kesinleşmesiyle birlikte borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları (banka hesapları, maaş vb.) üzerine haciz konulabilir. Haciz işlemlerinde, borçlunun ve ailesinin yaşamını idame ettirebilmesi için gerekli olan temel eşyaların haczedilememesi kuralı (haczedilemezlik) sosyal hukuk devleti ilkesinin bir sonucudur.
İflas ise, sadece tacirler ve tacir sayılanlar için geçerli olan toplu bir tasfiye yoludur. Borçlarını ödeyemeyen bir tacirin tüm malvarlığının (iflas masası) paraya çevrilerek alacaklılar arasında, alacak sırasına göre paylaştırılmasıdır. İflasın açılmasıyla birlikte borçlu üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanır ve süreç İflas İdaresi tarafından yürütülür. Ayrıca, borçlarını ödeme niyetinde olan ancak mali durumu bozulan dürüst borçlular için “konkordato” müessesesi bir kurtuluş yolu olarak öngörülmüştür. Konkordato ile borçluya borçlarını yapılandırma veya indirimli ödeme imkanı tanınarak ticari hayatın devamlılığı hedeflenir.
